BAP 24

FAKAT haftanın ilk gününde, seher vakti, kadınlar hazırlamış oldukları baharları getirerek kabre geldiler.
2. Taşı kabirden yuvarlanmış buldular;
3. ve içeri girip Rab İsanın cesedini bulmadılar.
4. Ve vaki oldu ki, onlar bundan dolayı şaşırmış iken, işte, pırıldıyan esvapla iki adam yanlarında durdu;
5. ve kadınlar korkup yüzlerini yere iğmiş oldukları halde, adamlar onlara dediler: Niçin diriyi ölüler arasında arıyorsunuz?
6. O burada değil, fakat kıyam etti; daha Galilede iken,
7. İnsanoğlunun günahkârların ellerine verilmesi, haça gerilmesi, ve üçüncü gün kıyam etmesi gerektir, diye onun size nasıl söylemiş olduğunu hatırlayın.
8. Kadınlar da onun sözlerini hatırladılar;
9. kabirden dönüp bütün bu şeyleri Onbirlere, ve bütün başkalarına söylediler.
10. Bu kadınlar Mecdelli Meryem, Yoanna, ve Yakubun anası Meryemdi; ve onlarla beraber olan başka kadınlar bu şeyleri resullere söylediler.
11. Bu sözler onların gözüne boş lakırdı göründü; ve kadınlara inanmadılar.
12. Fakat Petrus kalkıp kabre koştu, iğilerek baktı, keten bezlerin yalnız durduğunu gördü; ve vaki olan şeye şaşarak evine gitti.
13. Ve işte, yine o gün onlardan ikisi, Yeruşalimden altmış ok atımı uzakta Emmaus denilen bir köye gidiyorlardı.
14. Olan bütün bu işleri birbirlerile söyleşiyorlardı.
15. Ve vaki oldu ki, onlar söyleşir ve birbirlerine sorarlarken, İsa kendisi yaklaştı, onlarla beraber yürüdü.
16. Fakat onu tanımasınlar diye gözleri tutulmuştu.
17. Onlara dedi: Yürürken birbirinize söylediğiniz bu sözler nedir? Yüzleri kederli olarak durdular.
18. Onlardan adı Kleopas olan biri cevap verip dedi: Misafir olarak Yeruşalimde oturur da, bu günlerde orada olan işleri bilmiyen yalnız sen misin?
19. Onlara dedi: Hangi şeyler? Ve kendisine dediler: Allahın ve bütün halkın indinde işte ve sözde kudretli bir peygamber olan Nâsıralı İsa hakkındaki işler;
20. ve başkâhinlerle bizim reislerimiz ölüme mahkûm edilmesi için onu nasıl ele verip haça gerdiler.
21. Fakat biz, İsraili kurtaracak olan odur diye ummakta idik. Fakat bununla beraber, bu işler olalı üçüncü gündür.
22. Bundan başka bizden bazı kadınlar sabah erken kabirde bulundular;
23. onun cesedini bulmayınca geldiler; ve, o yaşıyor, diyen melekler rüyetini görmüş olduklarını söyliyip bizi şaşkın ettiler.
24. Bizimle beraber olanlardan bazıları kabre gidip kadınların dedikleri gibi buldular; fakat onu görmediler.
25. Ve onlara dedi: Ey anlayışsız adamlar, ve peygamberlerin bütün söylediklerine yürekleri geç inananlar!
26. Mesihin bunları çekip izzetine girmesi gerek değil miydi?
27. Ve Musa ile bütün peygamberlerden başlıyarak kitapların hepsinde kendi hakkındaki şeyleri onlara açtı.
28. Varacakları köye yaklaştılar; ve o, daha ileri gidecekmiş gibi yaptı.
29. Onu zorladılar: Bizimle beraber kal; çünkü akşam yakın, zaten gün bitmek üzredir, dediler. Onlarla beraber kalmak için içeri girdi.
30. Ve vaki oldu ki, onlarla beraber sofraya oturduğu vakit, ekmeği aldı, şükran duasını etti; ve kırıp onlara verdi.
31. Ve onların gözleri açıldı, onu tanıdılar; ve o, kendilerine görülmez oldu.
32. Ve birbirine dediler: O, yolda bizimle konuşurken, kitapları bize açarken, içimizde yüreğimiz yanmıyor mıydı?
33. Ve hemen o saatte kalktılar, Yeruşalime döndüler, Onbirler ile beraberlerinde olanları bir arada toplanmış buldular, ve:
34. Rab gerçek kıyam etti, ve Simuna göründü, diyorlardı.
35. Ve bunlar yolda vaki olanları, ve ekmeği kırdığında onun kendileri tarafından nasıl tanılmış olduğunu anlattılar.
36. Onlar bu şeyleri söylerken, İsa kendisi ortalarında durup onlara: Size selâmet! dedi.
37. Fakat onları yılgınlık aldı, ve çok korkarak bir ruh gördüklerini sandılar.
38. Ve onlara dedi: Neden şaşırıyorsunuz? Niçin yüreğinizde düşünceler doğuyor?
39. Ellerime, ayaklarıma bakın; bizzat benim, kendim; bana ellerinizi sürün ve bakın; çünkü bende olduğunu gördüğünüz gibi, bir ruhta et ve kemik yoktur.
40. Bunu söyledikten sonra, onlara ellerini, ayaklarını gösterdi.
41. Onlar sevinçten henüz inanmıyıp şaşmakta iken, onlara dedi: Burada yiyecek bir şeyiniz var mı?
42. Kendisine bir parça kızarmış balık verdiler.
43. Onu aldı ve önlerinde yedi.
44. Ve onlara dedi: Benim hakkımda Musanın şeriatinde, peygamberlerde ve mezmurlarda yazılmış olan bütün şeylerin yerine gelmesi gerektir, diye daha sizin ile beraberken, söylediğim sözler bunlardır.
45. O zaman kitapları anlamak için onların zihnini açtı;
46. ve onlara dedi: Böyle yazılmıştır, Mesih elem çekecek, üçüncü gün ölülerden kıyam edecek,
47. ve Yeruşalimden başlıyarak bütün milletlere günahların bağışlanması için onun isminde tövbe ilân edilecektir.
48. Siz bu şeylerin şahitlerisiniz.
49. Ve işte, ben Babamın vadini üzerinize gönderirim; fakat yukardan size kuvvet giydirilinciye kadar, siz şehirde oturun.
50. Ve onları Beytanya karşısına kadar çıkardı; ellerini kaldırıp onları mubarek kıldı.
51. Ve vaki oldu ki, onları mubarek kılarken kendilerinden ayrıldı, ve göke kaldırıldı.
52. Onlar da ona secde kıldılar, büyük sevinçle Yeruşalime döndüler;
53. ve daima Allaha hamdederek mabette idiler.

BAP 23

ONLARIN bütün cemaati kalktı, İsayı Pilatusun önüne götürdüler.
2. Ve: Biz bu adamı, milletimizi ayartmakta, Kaysere vergi verilmesine mani olmakta ve kendisinin Mesih, Kıral olduğunu söylemekte bulduk, diye itham etmeğe başladılar.
3. Pilatus: Sen Yahudilerin Kıralı mısın? diye ona sordu, ve İsa ona cevap verip: Söylediğin gibidir, dedi.
4. Pilatus da başkâhinlere ve halka: Ben bu adamda hiç bir suç bulmıyorum, dedi.
5. Fakat onlar: Galileden başlıyıp hattâ buraya kadar bütün Yahudiyede öğreterek halkı kışkırtıyor, diye çok ısrar ediyorlardı.
6. Fakat Pilatus bunu işitince: Bu adam Galileli midir? diye sordu.
7. Ve Hirodesin hükûmeti dairesinden olduğunu öğrenerek, onu Hirodese gönderdi, çünkü o günlerde Hirodes de Yeruşalimde bulunuyordu.
8. Ve Hirodes İsayı gördüğü vakit, çok sevindi; zira çoktan beri onu görmek istiyordu, çünkü onun hakkında işitmişti; ve onun tarafından bir mucize yapılmasını görmek ümidinde idi.
9. O da bir çok sözlerle İsayı sorguya çekti; fakat İsa ona hiç cevap vermedi.
10. Başkâhinler ve yazıcılar onu ağır itham ederek dikildiler.
11. Ve Hirodes askerlerile beraber ona hakaret edip onunla eğlendi, parlak renkli bir esvap giydirip onu Pilatusa geri gönderdi.
12. O günde Hirodes ve Pilatus birbirlerile dost oldular; çünkü bundan önce aralarında düşmanlık vardı.
13. Pilatus başkâhinleri, reisleri ve halkı bir araya çağırıp onlara dedi:
14. Siz bana bu adamı halkı ayartan biri olmak üzre getirdiniz; ve işte, ben onu sizin önünüzde sorguya çekerek, bu adamda sizin şikâyet ettiğiniz şeylerden bir suç bulmadım;
15. ne de Hirodes buldu; çünkü onu bize geri gönderdi; ve işte, onun tarafından ölüme müstahak hiç bir şey yapılmamıştır.
16. Bundan dolayı ben onu döver ve salıveririm.*
*Bir çok eski muteber metinlerde 17 inci âyet ilâve olunmuştur:
17. Bayramda onlara bir kişi salıvermesi gerekti. Bak, Matta 27:15; Markos 15:6; Yuhanna 18:39. Bazı metinlerde bu âyet 19 dan sonra konulmuştur.
18. Fakat onlar: Bunu kaldır, ve bize Barabbası salıver, diye bir ağızdan bağırdılar;
19. o adam şehirde yapılmış olan bir isyan ve katilden dolayı zindana atılmıştı.
20. Ve Pilatus İsayı salıvermek istiyerek onlara tekrar söyledi;
21. fakat onlar: Haça ger, onu haça ger, diye bağırdılar.
22. Ve Pilatus üçüncü kere onlara dedi: Ya bu adam ne kötülük etti? Onun öldürülmesini icap eder hiç bir suç bulmadım; bunun için onu döver ve salıveririm.
23. Fakat onun haça gerilmesini istiyerek, yüksek sesle ısrar ediyorlardı. Onların sesleri üstün geldi.
24. Ve istedikleri olsun diye Pilatus hüküm verdi.
25. İsyan ve katilden dolayı zindana atılmış olan istedikleri adamı salıverdi; ve İsayı onların muradına bıraktı.
26. Onu götürdükleri zaman, kırdan gelmekte olan Kirineli Simun denilen birini tuttular, ve İsanın ardından taşımak üzre haçı ona yüklediler.
27. Halktan, ve ona ağlıyan ve dövünen kadınlardan büyük bir kalabalık ardı sıra gidiyordu.
28. İsa onlara dönüp dedi: Ey Yeruşalim kızları, benim için ağlamayın, fakat kendiniz, ve çocuklarınız için ağlayın.
29. Çünkü işte, günler geliyor ki, o günlerde: Ne mutlu kısırlara, doğurmamış rahimlere, ve emzirmemiş memelere! diyecekler.
30. O zaman dağlara: Üzerimize düşün; ve tepelere: Bizi örtün, demeğe başlıyacaklar.
31. Zira yaş ağaçta bunları yaparlarsa, kuruda ne olacaktır?
32. Ve suçlu olan diğer iki kişi de idam edilmek üzre onunla beraber götürülüyordu.
33. Ve Kafa Kemiği denilen yere geldikleri zaman, onu, ve biri sağında, öteki solunda olarak suçluları haça gerdiler.
34. İsa: Ey Baba, onlara bağışla; çünkü ne ettiklerini bilmiyorlar, dedi. Onun esvabını aralarında paylaşarak, kura attılar.
35. Halk durup bakıyorlardı. Reisler de: O başkalarını kurtardı; eğer bu adam Allahın seçtiği Mesihi ise, kendisini kurtarsın, diye onunla eğleniyorlardı.
36. Askerler de ona yaklaşıp kendisine sirke sunarak:
37. Eğer sen Yahudilerin Kıralı isen, kendini kurtar, diye onunla eğlendiler.
38. Onun üstünde de şu yazı vardı: YAHUDİLERİN KIRALI BUDUR.
39. Asılmış olan suçlulardan biri ona: Sen Mesih değil misin? Kendini ve bizi kurtar, diye sövüyordu.
40. Fakat öteki cevap verdi, ve onu azarlıyıp dedi: Sen ayni hüküm altında olduğun halde, Allahtan korkmıyor musun?
41. Gerçi biz hak üzre, çünkü yaptıklarımıza lâyık cezayı çekiyoruz, fakat o, yolsuz hiç bir şey yapmadı.
42. Ve: Ey İsa, sen melekûtunda geldiğin zaman, beni an, dedi.
43. İsa da ona: Doğrusu sana derim: Bugün sen benimle beraber cennette olacaksın, dedi.
44. Saat altı suları olmuştu, ve saat dokuza kadar güneş kararıp
45. bütün memleket üzerine karanlık çöktü; ve mabedin perdesi ortasından yarıldı.
46. İsa yüksek sesle nida ederek dedi: Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum; ve bunu dedikten sonra ruhunu verdi.
47. Yüzbaşı vaki olanı gördüğü zaman: Gerçek bu salih bir adamdı, diye Allaha hamdetti.
48. Bunu görmeğe toplanan bütün halk da vaki olan şeyleri gördükleri zaman, göğüslerini döverek geri döndüler.
49. Fakat bütün onun tanıdıkları, ve Galileden onun ardınca gelen kadınlar, bu şeyleri görerek uzakta durdular.
50. Ve işte, meclis azasından Yusuf adlı (ki onların dileklerine ve işlerine razı olmamıştı),
51. Yahudilerin Arimatea şehrinden olan, ve Allahın melekûtunu bekliyen iyi ve salih bir adam vardı;
52. bu adam Pilatusa gidip İsanın cesedini istedi.
53. Onu indirip bir keten bezine sardı, kayada oyulmuş ve içine hiç kimse konulmamış olan bir kabre yatırdı.
54. O gün Hazırlık günü idi; Sebt günü de ağarmak üzre idi.
55. Galileden onunla beraber gelmiş olan kadınlar, ardınca gittiler, kabri ve onun cesedinin nasıl konulduğunu gördüler.
56. Ve dönüp baharlar ve kıymetli yağlar hazırladılar. Ve Sebt günü, emre göre istirahat ettiler.

BAP 22

FISIH denilen hamursuz bayramı yaklaşıyordu.
2. Başkâhinler ve yazıcılar İsayı nasıl öldüreceklerini araştırıyorlardı; çünkü halktan korkuyorlardı.
3. Ve Şeytan Onikilerden sayılan, İskariyot denilen Yahudaya girdi.
4. Ve gidip başkâhinler ve kumandanlarla İsayı onların eline nasıl verebileceğini konuştu.
5. Sevindiler, ve ona para vermek için uyuştular.
6. O da razı oldu, ve halk yokken İsayı onların eline vermek fırsatını arıyordu.
7. Fısıh kurbanı kesilmesi gerek olan hamursuz günü geldi.
8. Ve İsa: Gidin, bizim için Fıshı hazırlayın da yiyelim, diye Petrus ile Yuhannayı gönderdi.
9. Onlar İsaya dediler: Nerede hazırlıyalım istiyorsun?
10. İsa da onlara dedi: İşte, siz şehre girdiğiniz zaman, testi ile su taşıyan bir adam size rastgelecek; gireceği eve onun ardınca gidin.
11. Ve evin sahibine diyin: Muallim sana: Şakirtlerimle beraber Fıshı yiyeceğim misafir odası nerede? diyor.
12. Ve o size döşenmiş yukarı katta büyük bir oda gösterecektir; orada hazırlayın.
13. Ve gidip İsanın kendilerine dediği gibi buldular; ve Fıshı hazırladılar.
14. Saati gelince, İsa resullerle beraber oturdu.
15. Ve onlara dedi: Ben elem çekmezden önce bu Fıshı sizinle beraber yemeği çok arzuladım;
16. zira ben size derim: Allahın melekûtunda tamam oluncıya kadar, onu yemiyeceğim.
17. İsa bir kâse aldı, ve şükreyledikten sonra: Bunu alın, aranızda paylaşın, dedi;
18. çünkü ben size derim: Allahın melekûtu gelinciye kadar, ben artık asmanın mahsulünden içmiyeceğim.
19. Ve İsa ekmek aldı, ve şükrettikten sonra onu kırdı: Bu sizin için verilen benim bedenimdir; bunu benim anılmam için yapın, diyerek onlara verdi.
20. Ve akşam yemeğinden sonra: Bu kâse sizin için dökülen benim kanımla olan yeni ahittir, diyerek ayni suretle kâseyi de onlara verdi.
21. Fakat işte, beni ele verenin eli benimle beraber sofradadır.
22. Çünkü İnsanoğlu mukadder olduğu üzre gerçi gider; fakat vay o adama ki, onun vasıtası ile ele verilir!
23. Ve kendilerinden kim bu işi yapacak diye aralarında soruşmağa başladılar.
24. Kendilerinden kim daha büyük sayılacak diye aralarında çekişme oldu.
25. İsa onlara dedi: Milletlerin kıralları onlar üzerinde saltanat sürerler; ve üzerlerine hâkim olanlara Velinimet denilir.
26. Siz böyle olmıyacaksınız; fakat sizin aranızda daha büyük olan, en küçük gibi olsun; ve baş olan, hizmetçi gibi olsun.
27. Çünkü hangisi daha büyüktür, sofrada oturan mı, yoksa hizmet eden mi? Sofrada oturan değil mi? Ben ise, sizin aranızda hizmet eden gibiyim.
28. Fakat geçirdiğim imtihanlarda benimle beraber dayanmış olanlar sizsiniz;
29. ve Babam bana melekût tahsis ettiği gibi, ben de melekûtumda soframda yiyesiniz ve içesiniz,
30. ve İsrailin on iki sıptına hükmederek tahtlar üzerinde oturasınız diye size bir melekût tahsis ediyorum.
31. Simun, Simun, işte, buğday gibi kalburlamak için Şeytan sizi istedi;
32. fakat senin imanın tükenmesin diye senin için ben dua ettim; ve yine döndüğün zaman, kardeşlerine kuvvet ver.
33. O da İsaya dedi: Ya Rab, seninle hem zindana, hem ölüme gitmeğe hazırım.
34. İsa dedi: Petrus, sana diyorum: Beni tanıdığını üç kere sen inkâr etmeden, bugün horoz ötmiyecek.
35. İsa onlara dedi: Ben sizi kesesiz, torbasız, ve çarıksız olarak gönderdiğim zaman, bir şeyiniz eksik mi idi? Onlar ise: Hiç bir şeyimiz, dediler.
36. İsa da onlara dedi: Fakat şimdi, kesesi olan onu alsın, ve torbası olan da alsın; ve olmıyan esvabını satsın, ve kılıç satın alsın.
37. Çünkü ben size derim: Bu yazılmış olan: “Ve günahkârlarla sayıldı,”* sözü bende tamamlanmak gerektir; çünkü benim hakkımdaki sözlerin yerine gelmesi gerektir.
38. Ve onlar: Ya Rab, işte, burada iki kılıç, dediler. İsa onlara: Yeter, dedi.
* İşaya 53:12.
39. Dışarı çıkıp âdeti üzre Zeytinlik dağına gitti; şakirtler de onun ardınca gittiler.
40. Oraya varınca, İsa onlara dedi: Dua edin ki, iğvaya düşmiyesiniz.
41. Kendilerinden bir taş atımı kadar ayrıldı; diz çöktü ve:
42. Ey Baba, eğer istiyorsan, bu kâseyi benden geçir; lâkin benim iradem değil, seninki olsun, diye dua etti.
43. Ve İsaya, gökten bir melek görünüp ona kuvvet verdi.
44. Şiddetli ıstırapta olarak, ziyade hararetle dua etti; teri toprağın üzerine düşen büyük kan damlaları gibi idi.
45. Duasından kalktığı zaman, şakirtlere geldi, onları kederden uyumakta bulup kendilerine dedi:
46. Neden uyuyorsunuz? Kalkın, dua edin ki, iğvaya düşmiyesiniz.
47. İsa henüz söylemekte iken, işte, bir kalabalık, ve Yahuda denilen Onikilerden biri onların başında geliyordu; ve Yahuda İsayı öpmek için kendisine yaklaştı.
48. Fakat İsa ona dedi: Yahuda, sen İnsanoğlunu bir öpüşle mi ele veriyorsun?
49. Onun çevresinde olanlar ne vaki olacağını görünce: Ya Rab, kılıçla vuralım mı? dediler.
50. Ve onlardan biri başkâhinin hizmetçisini vurup sağ kulağını düşürdü.
51. Fakat İsa cevap verip dedi: Bırakın, bu kadar. Ve kulağına dokunarak, onu iyi etti.
52. İsa, üzerine gelmiş olan başkâhinlere, mabedin kumandanlarına ve ihtiyarlara dedi: Kılıçlarla ve sopalarla, bir hayduda karşı imiş gibi mi çıktınız?
53. Ben her gün sizinle mabette olduğum zaman, siz bana el uzatmadınız; fakat bu sizin saatinizdir, ve karanlığın kudretidir.
54. İsayı yakalıyıp götürdüler, ve başkâhinin evine soktular. Petrus da uzaktan ardınca gidiyordu.
55. Avlunun ortasında bir ateş yakıp birlikte oturdukları zaman, Petrus onların arasında oturdu.
56. Ve bir hizmetçi kız, Petrusun ateş ışığında oturduğunu görerek ona dikkatle bakıp dedi: Bu adam da onunla beraberdi.
57. Fakat o: Kadın, ben onu tanımam, diye inkâr etti.
58. Biraz sonra bir başkası onu görüp dedi: Sen de onlardan birisin. Fakat Petrus: Be adam, değilim, dedi.
59. Bir saat kadar sonra bir başkası: Gerçekten bu adam onunla beraberdi, çünkü Galilelidir, diye ısrar etti.
60. Fakat Petrus: Be adam, senin ne dediğini bilmem, dedi. Henüz söz söylemekte iken, hemen horoz öttü.
61. Ve Rab dönüp Petrusa baktı. Petrus Rabbin kendisine: Bugün horoz ötmeden önce beni üç kere inkâr edeceksin, diye söylediği sözü hatırladı.
62. Ve dışarı çıkıp acı acı ağladı.
63. İsayı tutan adamlar onunla eğlendiler, onu dövdüler,
64. gözünü bağladılar ve ona: Sana kim vurdu? peygamberlik et, diye sordular.
65. Ve söverek ona karşı başka çok şeyler söylediler.
66. Gündüz olunca, kavmın ihtiyarlar heyeti, başkâhinler ve yazıcılar toplandılar, ve onu Millet meclislerine getirip:
67. Eğer Mesih isen, bize söyle, dediler. Fakat İsa onlara dedi: Eğer size söylersem, inanmıyacaksınız;
68. ve eğer size sorarsam, cevap vermiyeceksiniz.
69. Fakat bundan sonra İnsanoğlu Allahın kudreti sağında oturmuş olacaktır.
70. Ve hepsi dediler: Öyle ise, sen Allahın Oğlu musun? Onlara dedi: Söylediğiniz gibidir, çünkü ben oyum.
71. Onlar da dediler: Artık şehadete ne ihtiyacımız var? çünkü onun ağzından biz işittik.

BAP 21

İSA gözünü kaldırıp baktı, ve hazineye hediyelerini atan zengin adamlar gördü.
2. Oraya iki pul atan fakir bir dul kadın da gördü.
3. Ve İsa dedi: Gerçek size söyliyorum: Bu fakir dul kadın onların hepsinden ziyade attı;
4. çünkü bunların hepsi hediyelere kendi fazlalarından attılar; fakat kadın, yoksulluğundan bütün nafakasını attı.
5. Bazıları mabedin nasıl güzel taşlarla ve takdimelerle süslenmiş olduğunu söyledikleri zaman, İsa dedi:
6. Sizin gördüğünüz bu şeylere gelince, günler gelecek ki, o vakit burada yıkılmadık taş üstünde taş bırakılmıyacaktır.
7. Onlar da İsaya sorup dediler: Muallim, öyle ise, bu şeyler ne zaman olacak? ve bu şeyler olmak üzre iken, alâmet ne olacak?
8. İsa da dedi: Sakın saptırılmıyasınız; zira bir çokları: Ben oyum, ve: Vakit yakındır, diye benim ismimle geleceklerdir; onların arkasından gitmeyin.
9. Cenkler ve karışıklıklar duyduğunuz zaman, yılmayın; çünkü önce bunların vaki olması gerektir; fakat sonu hemen gelmez.
10. O zaman onlara dedi: Millet millete karşı, ülke ülkeye karşı kalkacak;
11. büyük zelzeleler, ve yer yer kıtlıklar ve vebalar olacak; korkunç şeyler, ve gökten büyük alâmetler olacak.
12. Fakat bütün bunlardan önce, benim ismim yüzünden size el atacaklar, ve sizi havralara, zindanlara teslim edecekler, kırallar ve valiler önüne götürüp size eza edecekler.
13. Bu size şehadet için olacaktır.
14. Bunun için vereceğiniz cevabı önceden düşünmemeği yüreğinize koyun;
15. çünkü ben size ağız ve hikmet vereceğim, ve bütün hasımlarınız ona karşı söyliyemiyecek yahut karşı duramıyacaklar.
16. Fakat siz, hattâ ana baba, kardeşler, akraba, ve dostlar tarafından ele verileceksiniz; ve sizlerden bazılarını öldürecekler.
17. Benim ismimden dolayı herkes de sizden nefret edecek.
18. Ve başınızdan bir kıl zayolmıyacaktır.
19. Sabrınızla canlarınızı kazanacaksınız.
20. Fakat Yeruşalimi ordularla kuşatılmış gördüğünüz zaman, bilin ki, onun yıkılması yakındır.
21. O vakit, Yahudiyede bulunanlar dağlara kaçsınlar, ve onun içinde olanlar çıksınlar; kırda olanlar oraya girmesinler.
22. Zira bütün yazılmış olanların yerine geleceği öç günleri bunlardır.
23. O günlerde gebe ve emzikli olanların vay başına! çünkü memleket üzerine büyük sıkıntı, ve bu kavma gazap gelecektir.
24. Ve kılıçtan geçirilecekler, bütün milletlere esir olarak götürüleceklerdir; ve Milletlerin zamanları doluncıya kadar, Yeruşalim Milletler tarafından çiğnenecektir.
25. Güneşte, ayda ve yıldızlarda alâmetler, denizin ve dalgaların uğultusundan dolayı şaşkınlıkta olan milletlere yeryüzünde sıkıntı olacaktır;
26. insanlar korkudan, ve dünyaya gelmekte olan şeyler için beklemekten bayılacaklar; çünkü göklerin kudretleri sarsılacaktır.
27. Ve o zaman onlar İnsanoğlunun bulutta kudret ve büyük izzetle geldiğini göreceklerdir.
28. Fakat bu şeyler olmağa başlayınca yukarı bakın, ve başınızı kaldırın; zira kurtuluşunuz yaklaşıyor.
29. Ve İsa onlara bir mesel söyledi: İncir ağacına, ve bütün ağaçlara bakın.
30. Onlar filiz sürdükleri zaman, siz bunu görürsünüz ve kendiliğinizden bilirsiniz ki, yaz artık yakındır.
31. Böylece, siz de bu şeylerin vaki olduklarını gördüğünüz zaman, bilin ki, Allahın melekûtu yakındır.
32. Doğrusu size derim: Bütün bu şeyler yerine gelinciye kadar, bu nesil geçmiyecektir.
33. Gök ve yer geçecek; fakat benim sözlerim geçmiyecektir.
34. Fakat sakının da humar, sarhoşluk, ve bu hayatın kaygıları ile yürekleriniz fazla ağırlaşmasın, ve o gün sizin üzerinize bir kement gibi ansızın gelmesin;
35. çünkü bütün yeryüzünde oturanların hepsinin üzerine gelecektir.
36. Fakat vaki olacak bütün bu şeylerden kaçabilesiniz, ve İnsanoğlunun önünde durabilesiniz diye her an dua ederek uyanık durun.
37. İsa gündüzleri mabette öğretiyordu; geceleri de dışarı çıkarak, Zeytinlik denilen dağda geceliyordu.
38. Ve bütün halk onu dinlemek için, sabahlayın erken mabede yanına geliyorlardı.

BAP 20

VE vaki oldu ki, günün birinde, mabette halka öğretir ve incili vâzederken, başkâhinler, yazıcılar ile ihtiyarlar onun üzerine vardılar;
2. ve ona: Bize söyle, bu şeyleri ne salâhiyetle yapıyorsun? yahut bu salâhiyeti sana veren kimdir? diye söylediler.
3. İsa onlara cevap verip dedi: Ben de size bir şey soracağım, ve bana söyleyin:
4. Yahyanın vaftizi gökten mi, yoksa insanlardan mı idi?
5. Onlar birbirlerile söyleşip dediler: Eğer: Gökten, dersek, bize: Niçin ona inanmadınız? diyecektir.
6. Fakat biz: İnsanlardan, dersek, bütün halk bizi taşlıyacaktır; çünkü onlar Yahyanın peygamber olduğuna kanmıştırlar.
7. Ve: Nereden olduğunu bilmiyoruz, cevabını verdiler.
8. İsa onlara dedi: Ben de size bu şeyleri ne salâhiyetle yaptığımı söylemem.
9. İsa halka şu meseli söylemeğe başladı: Bir adam bağ dikti, onu bağcılara kiraya verdi, ve uzun bir zaman için başka memlekete gitti.
10. Ve mevsiminde mahsulünden kendisine vermeleri için, bağcılara bir hizmetçi gönderdi; fakat bağcılar onu dövdüler, eli boş gönderdiler.
11. Başka bir hizmetçi daha gönderdi; onu da dövdüler; ve hakaret edip eli boş gönderdiler.
12. Bir üçüncüsünü de gönderdi; onu da yaraladılar, ve dışarı attılar.
13. Bağ sahibi de: Ne yapayım? Sevgili oğlumu göndereyim; belki ona hürmet ederler, dedi.
14. Fakat bağcılar onu gördükleri zaman: Bu varistir; onu öldürelim de miras bize kalsın, diye öğütleştiler.
15. Ve onu bağdan dışarı atıp öldürdüler. İmdi bağın sahibi onlara ne yapacaktır?
16. Gelecek, bu bağcıları helâk edecek, ve bağı başkalarına verecektir. Bunu işittikleri zaman: Allah etmesin! dediler.
17. Fakat İsa onlara baktı ve dedi: Öyle ise, bu yazılı olan nedir?
“Yapıcıların reddettikleri taş,
Köşenin başı oldu.”*
*Mezmurlar 118:22.
18. Her kim o taşın üzerine düşerse, parçalanacak; fakat o, kimin üstüne düşerse, onu toz gibi dağıtacaktır.
19. Yazıcılar ve başkâhinler hemen o saatte İsaya el atmak istediler; ve halktan korktular; çünkü onun kendilerine karşı bu meseli söylediğini anladılar.
20. Ve onu göz altına aldılar, ve onu sözü ile tutsunlar da valinin hükmüne ve salâhiyetine versinler diye, kendilerini salih gösteren çaşıtlar gönderdiler.
21. Onlar: Muallim, biz senin doğrulukla söylediğini ve öğrettiğini biliyoruz, hiç kimsenin şahsına bakmazsın, fakat Allahın yolunu doğrulukla öğretiyorsun;
22. bizim için Kaysere vergi vermek caiz mi, yahut değil mi? diye ondan sordular.
23. Fakat İsa onların kurnazlığını anladı, ve kendilerine dedi:
24. Bana bir dinar gösterin. Ondaki suret ve yazı kimindir? Onlar: Kayserin, dediler.
25. İsa da onlara dedi: Öyle ise, Kayserin şeylerini Kaysere, ve Allahın şeylerini Allaha ödeyin.
26. Onlar halkın önünde bu sözü ona karşı kullanamadılar; onun cevabına şaştılar, ve sustular.
27. Kıyamet yoktur diyen Sadukilerden* bazıları gelip ondan sordular:
28. Ey Muallim, Musa bize yazmıştır:* Eğer bir adamın kardeşi evli olarak ölür, ve çocuksuz olursa, kardeşi onun karısını alıp kardeşine zürriyet yetiştirsin.
29. Şimdi yedi kardeş vardı; birincisi bir karı aldı, ve çocuğu olmadan öldü.
30. İkincisi ve üçüncüsü de o kadını aldı;
31. ve böylece yedisi de çocuk bırakmadan öldüler.
32. Ondan sonra kadın da öldü.
33. Öyle ise, kıyamette kadın bunlardan hangisinin karısı olacaktır? çünkü yedisi de onu aldılar.
34. İsa da onlara dedi: Bu dünyanın çocukları evlenirler, ve kocaya verilirler;
35. fakat o dünyaya ve ölülerden kıyama erişmeğe lâyık sayılanlar, ne evlenirler, ne de kocaya verilirler;
36. çünkü bir daha ölemezler; çünkü onlar meleklerle birdirler; ve kıyamet oğulları olduklarından, Allah oğullarıdırlar.
37. Fakat Musa da Çalı fıkrasında Rabbi: “İbrahimin Allahı, İshakın Allahı ve Yakubun Allahı,”* diye çağırarak, ölülerin kıyam ettiklerini gösterdi.
38. İmdi o, ölülerin değil, ancak yaşıyanların Allahıdır, zira hepsi ona diridirler.
39. Ve yazıcılardan bazıları cevap verip dediler: Muallim, sen iyi dedin.
40. Çünkü artık ona hiç sual sormağa cesaret etmiyorlardı.
*Yahudilerde dini bir fırka.
*Tesniye 25:5.
*Çıkış 3:6.
41. İsa onlara dedi: Nasıl diyorlar ki, Mesih Davudun oğludur?
43. Çünkü Davud kendisi Mezmurlar kitabında diyor:
“Rab Rabbime dedi:
43. Ben düşmanlarını senin ayaklarına basamak koyuncıya kadar,
Sağımda otur.”*
*Mezmurlar 110:1.
44. İmdi Davud onu Rab diye çağırırsa, o nasıl onun oğlu olur?
45. Ve bütün halk dinlerken, şakirtlerine dedi:
46. Yazıcılardan sakının, onlar kaftanlarla gezmek isterler, ve çarşılarda selâmları, havralarda baş kürsüleri, ve ziyafetlerde baş yerleri severler;
47. onlar dul kadınların evlerini yutarlar, ve gösteriş için uzun dualar ederler; bunlar daha büyük mahkûmiyete uğrıyacaklardır.

BAP 19

VE İsa Erihaya girip geçiyordu.
2. Ve işte, Zakkay adlı bir adam vardı, vergi başmültezimi idi, ve zengindi.
3. İsanın kim olduğunu görmeğe çalışıyordu; ve kalabalık yüzünden göremedi, çünkü boyu kısa idi.
4. Onu görmek için önden koşarak, bir yabani incir ağacına çıktı; çünkü İsa o yoldan geçecekti.
5. Ve İsa o yere gelince yukarı bakıp ona dedi: Zakkay, acele et, aşağı in; çünkü bugün senin evinde kalmam gerek.
6. O acele etti, aşağı indi, ve İsayı sevinçle evine aldı.
7. Bunu gördükleri zaman: Bir günahkâr adamın yanına konuk oldu, diyerek hepsi mırıldanıyorlardı.
8. Fakat Zakkay durup Rabbe dedi: İşte, ya Rab, malımın yarısını fakirlere veriyorum; ve eğer ben kimseden tehdit ile bir şey aldımsa, dört katını geri veririm.
9. İsa ona dedi: Bugün bu eve kurtuluş erdi, çünkü bu da bir İbrahim oğludur.
10. Çünkü İnsanoğlu kaybolmuş olanı aramağa ve kurtarmağa geldi.
11. Onlar bu şeyleri dinlerken, İsa bir mesel daha söyledi, zira Yeruşalime yakındı, ve Allahın melekûtu hemen görünecek sanıyorlardı.
12. Bundan dolayı İsa dedi: Asilzade bir adam kendisine bir kırallık alıp dönmek üzre uzak bir memlekete gitti.
13. Hizmetçilerinden on kişi çağırdı, ve onlara on mına* verip dedi: Ben gelinciye kadar bununla ticaret edin.
14. Fakat onun hemşerileri kendisinden nefret ederlerdi: Bu adamın üzerimize kıral olmasını istemeyiz, diye arkasından elçiler gönderdiler.
15. Ve vaki oldu ki, kırallığı alıp geri gelince, kendilerine para vermiş olduğu hizmetçilerinin ne kazanç yaptıklarını anlasın diye onların kendi yanına çağırılmasını emretti.
16. Birincisi: Efendi, senin mınan on mına daha kazandı, diyerek onun karşısına geldi.
17. Ve hizmetçiye dedi: Aferin, iyi hizmetçi! en azda sadık olduğun için, on şehir üzerine hâkim ol.
18. Ve ikincisi: Efendi, senin mınan beş mına kazandı, diyerek geldi.
19. Ve buna da: Sen de beş şehir üzerine ol, dedi.
20. Bir başkası: Efendi, işte senin mınan, onu bir çevreye sarıp sakladım, diyerek geldi.
21. Zira senden korktum, çünkü sen sert adamsın; komadığını alır, ekmediğini biçersin.
22. Efendi ona dedi: Ey kötü hizmetçi, kendi ağzından sana hükmedeceğim. Benim sert adam olduğumu, komadığım şeyi aldığımı, ekmediğim şeyi biçtiğimi biliyordun;
23. öyle ise, paramı niçin bankaya vermedin? geldiğim zaman onu faizile isterdim.
24. Ve orada bulunanlara dedi: Ondan mınayı alın, ve on mınası olana verin.
25. Ve onlar kendisine dediler: Efendi, onun on mınası var.
26. Ben size diyorum ki, kimin var ise, ona verilecektir; ve kendisinde olmıyandan, elindeki de alınacaktır.
27. Lâkin üzerlerine kıral olmamı istemiyen o düşmanlarımı buraya getirin, ve önümde öldürün.
*Tartılar ve ölçüler cetveline bak.
28. İsa bunları söyledikten sonra, Yeruşalime çıkarak önde yürüyordu.
29. Ve vaki oldu ki, Beytfaci ile Beytanyaya yaklaştığı zaman, Zeytinlik denilen dağda, şakirtlerinden ikisini gönderip dedi:
30. Karşınızdaki köye gidin; oraya girince şimdiye kadar üzerine kimsenin binmemiş olduğu bağlı bir sıpa bulacaksınız; onu çözüp getirin.
31. Ve eğer bir kimse: Onu niçin çözüyorsunuz? diye sorarsa, şöyle dersiniz: Rabbin ona ihtiyacı var.
32. Ve gönderilmiş olanlar gittiler, kendilerine söylediği gibi buldular.
33. Sıpayı çözdükleri zaman, sahipleri onlara: Niçin sıpayı çözüyorsunuz? dediler.
34. Onlar da: Rabbin ona ihtiyacı var, dediler.
35. Onu İsaya getirdiler; ve esvaplarını sıpanın üzerine koyarak İsayı üstüne bindirdiler.
36. O giderken, esvaplarını yola seriyorlardı.
37. Ve artık oraya yaklaştığı zaman, Zeytinlik dağının inişinde, bütün şakirtlerin kalabalığı görmüş oldukları bütün kudret işlerinden dolayı sevinerek yüksek sesle Allaha hamdetmeğe başladılar;
38. ve dediler: Rabbin ismile gelen Kıral mubarek olsun; gökte selâmet ve en yücelerde izzet!
39. Ve kalabalık içindeki Ferisilerden bazıları İsaya: Muallim, şakirtlerini azarla, dediler.
40. İsa da cevap verip dedi: Size derim ki, eğer bunlar susarlarsa, taşlar bağıracaktır.
41. İsa yaklaştığı vakit, şehri gördü, ve onun üzerine ağlıyarak dedi:
42. Bugün olsun, selâmete yarıyan şeyleri keşke sen bilseydin! şimdi ise, senin gözlerine onlar saklıdır.
43. Çünkü senin üzerine günler gelecek ki, düşmanların çevrene siper yapacaklar, çevreni kuşatacaklar, her yandan seni sıkıştıracaklar,
44. seni ve içinde olan evlâdını yere çalacaklar; ve senin içinde taş üstünde taş bırakmıyacaklar; zira sen ziyaretinin vaktini bilmedin.
45. İsa mabede girip satıcıları dışarı atmağa başladı,
46. ve onlara dedi: “Ve benim evim dua evi olacak,”* diye yazılmıştır; fakat siz onu “bir haydut ini”* ettiniz.
*İşaya 56:7.
*Yeremya 7:11.
47. İsa her gün mabette talim ediyordu. Fakat başkâhinler, yazıcılar ve kavmın ileri gelenleri onu helâk etmeği arıyor,
48. ve yapacak bir şey bulamıyorlardı; çünkü bütün halk İsayı dinliyerek ona takılmış idi.

BAP 18

VE daima dua etmeleri, ve hiç usanmamaları lâzım olduğuna dair İsa onlara bir mesel söyliyip dedi:
2. Bir şehirde Allahtan korkmaz, ve insana riayet etmez bir hâkim vardı;
3. o şehirde bir dul kadın da vardı; ve: Hasmımdan hakkımı al, diyerek hâkime gelirdi.
4. Ve hâkim bir müddet istemedi, fakat sonra kendi kendine dedi: Her ne kadar ben Allahtan korkmaz, insana riayet etmezsem de,
5. yine bu dul kadının beni rahatsız etmesinden dolayı onun hakkını alayım da, daima gelip beni incitmesin.
6. Ve Rab dedi: Adaletsiz hâkimin ne dediğini işitin.
7. Ve Allah onlar için sabırlı ise de, gece gündüz kendisine feryat eden seçilmiş olanlarının hakkını almıyacak mı?
8. Size derim ki, haklarını tez alacaktır. Bununla beraber İnsanoğlu geldiği vakit yeryüzünde iman bulacak mı?
9. Kendilerinin salih olduğuna güvenen, ve bütün başkalarını hor gören bazılarına İsa şu meseli de söyledi:
10. İki kişi dua etmek için mabede çıktılar; biri Ferisi, obiri vergi mültezimi idi.
11. Ferisi durdu, ve kendi kendine şöyle dua etti: Ya Allah, sana şükrederim ki, ben başka adamlar gibi, soyguncu, haksız, zina işleyici, yahut şu vergi mültezimi gibi de değilim.
12. Haftada iki kere oruç tutarım; bütün gelirimin ondalığını veririm.
13. Fakat vergi mültezimi, uzakta durarak, gözlerini bile göke kaldırmak istemiyordu; ancak: Ya Allah, ben günahkâra merhamet kıl, diyerek göğsüne vuruyordu.
14. Size diyorum: Bu adam ötekinden ziyade salih sayılarak evine indi; zira kendini yükselten her adam alçaltılır; fakat kendini alçaltan yükseltilir.
15. Ve onlara dokunsun diye İsaya küçük çocuklarını da getiriyorlardı; fakat şakirtler bunu görünce onları azarladılar.
16. Fakat İsa: Bırakın, çocuklar bana gelsinler, ve onlara mani olmayın; çünkü Allahın melekûtu bu gibilerindir, diyerek onları yanına çağırdı.
17. Doğrusu size derim: Kim Allahın melekûtunu küçük çocuk gibi kabul etmezse, asla ona girmiyecektir.
18. Ve bir reis ona: İyi Muallim, ebedî hayatı miras almak için ne yapayım? diye sordu.
19. Ve İsa ona dedi: Niçin bana iyi diyorsun? Birden başka, kimse iyi değildir, o da Allahtır.
20. Sen emirleri bilirsin: “Zina etmiyesin; Katletmiyesin; Çalmıyasın; Yalan şehadet etmiyesin; Babana ve anana hürmet et.”*
21. Ve o dedi: Çocukluğumdan beri bütün bu şeyleri tuttum.
22. Ve İsa bunu işitince, ona dedi: Daha bir eksiğin var; nen varsa sat, fakirlere dağıt, göklerde hazinen olacaktır; ve gel benim ardımca yürü.
23. Fakat o, bu şeyleri işitince, çok kederlendi, zira çok zengindi.
24. Ve İsa onu görerek dedi: Serveti olanlar Allahın melekûtuna ne kadar güçlükle girerler!
25. Çünkü devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Allahın melekûtuna girmesinden daha kolaydır.
26. Ve bunu işitenler: Öyle ise, kim kurtulabilir? dediler.
27. Fakat İsa dedi: İnsanlar indinde mümkün olmıyan şeyler Allah indinde mümkündür.
28. Ve Petrus dedi: İşte, kendimizinkileri bıraktık, ve senin ardınca geldik.
29. Ve İsa onlara dedi: Doğrusu size derim: Allahın melekûtu uğruna, ev, ya karı, ya kardeşler, ya ana baba, ya çocuklar bırakmış olan,
30. bu zamanda kat kat ziyade, ve gelecek dünyada ebedî hayat almıyacak olan kimse yoktur.
*Çıkış 20:12-16; Tesniye 5:16-20.
31. Ve İsa Onikileri yanına aldı, ve onlara dedi: İşte, biz Yeruşalime çıkıyoruz, ve İnsanoğluna peygamberler vasıtası ile yazılmış olan şeylerin hepsi sonuna kadar yapılacaktır.
32. Çünkü Milletlerin eline verilecek; onunla eğlenecekler, ona hakaret edecekler, üzerine tükürülecek;
33. ve onu dövecekler ve öldürecekler; ve üçüncü gün kıyam edecektir.
34. Onlar bu şeylerin hiç birini kavrıyamadılar; bu söz kendilerine gizli kaldı, ve söylenenleri anlamadılar.
35. Ve vaki oldu ki, İsa Erihaya yaklaşırken, bir kör, yol kenarında dilenerek oturuyordu;
36. ve bir kalabalığın geçtiğini işiterek, bu nedir diye sordu.
37. Ona Nâsıralı İsanın geçtiğini haber verdiler.
38. Kör: Ey Davud oğlu İsa, bana acı! diye bağırdı.
39. Ve önden gidenler sussun diye onu azarladılar; fakat daha çok bağırdı: Ey Davud oğlu, bana acı!
40. İsa durdu, onun kendisine getirilmesini emretti; ve kör yaklaşınca,
41. İsa ona sordu: Ne istiyorsun ki, sana yapayım? Ya Rab, gözlerim görsün, dedi.
42. İsa da ona: Gözlerin görsün; imanın seni kurtardı, dedi.
43. Ve hemen gördü, ve Allaha hamdederek, İsanın ardınca gitti; bütün halk, bunu gördükleri zaman, Allaha hamdettiler.

BAP 17

VE İsa şakirtlerine dedi: Tökezlerin gelmemesi olamaz; fakat vay o adama ki, onun vasıtası ile gelir!
2. Bu küçüklerden birini sürçtürmekten ise, boynuna bir değirmen taşı takılıp denize atılması kendisi için kârlı olur.
3. Sakının; eğer kardeşin suç işlerse, onu azarla; eğer tövbe ederse, ona bağışla.
4. Eğer sana karşı günde yedi kere suç işler, ve yedi kere: Tövbe ederim, diyerek, sana dönerse, ona bağışlıyacaksın.
5. Ve resuller Rabbe: İmanımızı artır, dediler.
6. Ve Rab dedi: Eğer bir hardal tanesi kadar imanınız olsaydı, siz bu dut ağacına: Kökünden sökül, denizin içine dikil, der idiniz, ve size itaat ederdi.
7. Fakat sizden kim var ki, çift süren yahut çobanlık eden bir hizmetçisi olup da, tarladan eve gelince, ona: Hemen gel, sofraya otur, der;
8. fakat ona: Akşam yiyeceğimi hazırla, kuşan, ve ben yiyip içinciye kadar, bana hizmet et; ondan sonra sen yer içersin, demez mi?
9. Hizmetçiye emrettiği şeyleri yaptığından dolayı ona teşekkür eder mi?
10. Siz de böylece, size emredilen bütün şeyleri yaptığınız zaman: Biz faidesiz kullarız; bize borç olanı yaptık, diyin.
11. Ve vaki oldu ki, Yeruşalime giderken, İsa Samiriye ve Galile sınırı boyunca geçiyordu.
12. Ve köyün birine girerken, cüzamlı on adam, uzakta durarak, onu karşıladılar;
13. ve onlar: Ey Üstat İsa, bize acı! diye çağırdılar.
14. İsa onları görünce kendilerine dedi: Gidin, kendinizi kâhinlere gösterin. Ve vaki oldu ki, onlar giderken, temiz oldular.
15. Onlardan biri, iyi olduğunu görüp, yüksek sesle Allaha hamdederek, geri döndü;
16. ve teşekkür edip İsanın ayaklarına kapandı; ve o, bir Samiriyeli idi.
17. İsa cevap verip dedi: On kişi de temizlenmedi mi? Dokuzu nerede?
18. Bu yabancıdan başka, Allaha hamdetmek için geri dönen olmadı mı?
19. Ve İsa ona dedi: Kalk, git; imanın seni kurtardı.
20. Ferisiler tarafından, Allahın melekûtu ne vakit gelir, diye İsaya sorulduğu zaman, onlara cevap verip dedi: Allahın melekûtu gözle görülerek gelmez;
21. ne de: İşte burada! yahut: Orada! diyeceklerdir; çünkü işte, Allahın melekûtu içinizdedir.
22. İsa şakirtlere dedi: Günler gelecek ki, o zaman İnsanoğlunun günlerinden birini görmeği diliyeceksiniz, ve görmiyeceksiniz.
23. Ve size: İşte, orada! İşte, burada! diyecekler; gitmeyin, ve onların arkasından koşmayın;
24. zira gökün altında, şimşek bir yanda çakıp gökün obir yanına kadar aydınlattığı gibi, İnsanoğlu da kendi gününde böyle olacaktır.
25. Fakat önce ona çok şeyler çekmek, ve bu nesil tarafından reddolunmak gerek.
26. İnsanoğlunun günlerinde de, Nuhun günlerinde olduğu gibi olacaktır.
27. Nuhun gemiye girdiği güne kadar, yerler, içerler, evlenirler, kocaya verilirlerdi; ve tufan geldi, hepsini helâk etti.
28. Lûtun günlerinde de böyle oldu; yerler, içerler, satın alırlar, satarlar, dikerler, bina ederlerdi;
29. fakat Lût Sodomdan çıktığı gün, gökten ateş ve kükürt yağdı, ve hepsini helâk etti;
30. İnsanoğlunun göründüğü gün de böyle olacaktır.
31. O günde, kendisi damın üzerinde, ve eşyası evin içinde olan adam, onları almak için aşağı inmesin; böylece tarlada olan da geri dönmesin.
32. Lûtun karısını* hatırlayın.
33. Her kim canını kurtarmağa çalışırsa, onu zayedecektir; fakat kim canını zayederse, onu yaşatacaktır.
34. Size diyorum: O gece bir yatakta iki kişi bulunacak; biri alınacak, obiri bırakılacak.
35. Birlikte değirmen çeken iki kadın olacak; biri alınacak, obiri bırakılacak.*
*Bazı muteber eski metinlerde 36 ıncı âyet ilâve olunmuştur:
36. Tarlada iki adam olacak, biri alınacak, obiri bırakılacaktır. Bak, Matta 24:40.
37. Ve onlar cevap verip İsaya: Nerede, ya Rab? dediler. İsa onlara: Leş nerede ise, kartallar da orada toplanacaklar, dedi.
*Tekvin 19:26.

BAP 16

İSA şakirtlerine dahi dedi: Zengin bir adamın bir kâhyası vardı; ve efendisine malını israf ediyor diye onun için şikâyet ettiler.
2. Ve o, kâhyayı çağırıp kendisine dedi: Senin hakkında bu işittiğim nedir? Kâhyalığının hesabını ver; çünkü artık sen kâhyalık edemezsin.
3. Ve kâhya içinden dedi: Efendim kâhyalığı benden alıyor; ne yapayım? Toprak kazmağa gücüm yetmez; dilenmekten utanırım.
4. Kâhyalıktan çıkarıldığım zaman, beni kendi evlerine kabul etsinler diye ne yapacağımı buldum.
5. Ve efendisine borçlu olanlardan her birini yanına çağırıp, birincisine dedi: Efendime ne kadar borçlusun?
6. Ve o: Yüz bat* zeytin yağı, dedi. Kâhya ona dedi: Senedini al, çabuk oturup elli yaz.
7. O zaman bir başkasına: Sen ne kadar borçlusun? dedi. Ve o: Yüz kor* buğday, dedi. Kâhya ona: Senedini al, ve seksen yaz, dedi.
8. Efendisi sadakatsiz kâhyayı methetti; çünkü akıllıca davranmıştı; çünkü bu zamanın oğulları kendi nesline karşı nurun oğullarından daha akıllıdır.
9. Ve ben size diyorum: Haksızlık mammonu* ile kendinize dostlar edinin de, o tükendiği zaman, sizi ebedî meskenlere kabul etsinler.
10. En azda sadık olan çokta dahi sadıktır; en azda sadakatsiz olan çokta dahi sadakatsizdir.
11. İmdi haksız mammonda sadık olmadığınız halde, gerçek serveti size kim emniyet eder?
12. Başkasının şeylerinde sadık olmadığınız halde, kendinizin olanı size kim verir?
13. Hiç bir hizmetçi iki efendiye hizmet edemez; çünkü ya birinden nefret eder, ötekini sever; yahut birini tutar, ötekini hor görür. Siz Allaha ve mammona hizmet edemezsiniz.
* Tartılar ve ölçüler cetveline bak.
* Zenginlik.
14. Ve Ferisiler, ki parayı severler, bunların hepsini işitip İsa ile eğleniyorlardı.
15. İsa da onlara dedi: Siz insanların gözünde kendinizi suçsuz çıkaran adamlarsınız; fakat Allah yüreğinizi bilir; çünkü insanlar arasında iyi olan şey Allah indinde menfurdur.
16. Şeriat ve peygamberler Yahyaya kadar idi; o zamandan beri, Allahın melekûtu müjdeleniyor, ve herkes ona zorla giriyor.
17. Fakat gökle yerin geçmesi, şeriatin bir noktasının düşmesinden daha kolaydır.
18. Karısını boşıyan, ve bir başkası ile evlenen her adam zina eder; ve bir kocanın boşadığı ile evlenen zina eder.
19. Zengin bir adam vardı, ve o erguvanî ile ince keten giyip her gün zevk ederek yer, içerdi;
20. ve Lazar denilen bir fakir, yara ile dolu olup zengin adamın sofrasından düşen kırıntılarla doyurulmak istiyerek, onun kapısına yatırılırdı;
21. hattâ köpekler gelip onun yaralarını yalarlardı.
22. Ve vaki oldu ki, fakir öldü, ve melekler tarafından İbrahimin kucağına götürüldü; ve zengin de ölüp gömüldü.
23. Ölüler diyarında, azap içinde olarak, gözlerini kaldırdı, uzakta İbrahimi ve kucağında olan Lazarı gördü.
24. Ve feryat edip dedi: Ey İbrahim baba, bana acı, Lazarı gönder de, parmağının ucunu suya batırsın, benim dilimi serinletsin; zira ben bu alevde azap çekiyorum.
25. Fakat İbrahim dedi: Ey oğul, sen yaşarken iyi şeylerini aldığını, ve Lazarın ayni suretle kötü şeyleri aldığını an; fakat o şimdi burada teselli ediliyor, ve sen azap çekiyorsun.
26. Bunların hepsinden başka, buradan size geçmek istiyenler geçemesinler, ve oradan bize hiç kimse geçmesin diye, sizinle bizim aramıza büyük bir çukur konulmuştur.
27. Ve o dedi: Öyle ise, ey baba, sana yalvarırım, onu babamın evine gönder;
28. çünkü beş kardeşim var ki, onlar da bu azap yerine gelmesinler diye şehadet etsin.
29. Fakat İbrahim dedi: Musa ile peygamberleri var; onları dinlesinler.
30. Ve o dedi: Hayır, İbrahim baba; fakat ölülerden biri onlara giderse, tövbe ederler.
31. Ve İbrahim ona dedi: Eğer Musayı ve peygamberleri dinlemiyorlarsa, ölülerden biri kalksa bile onlar kanmaz.

BAP 15

BÜTÜN vergi mültezimleri ile günahkârlar İsayı dinlemek için ona yaklaşıyorlardı.
2. Ferisiler ve yazıcılar: Bu adam günahkârları kabul ediyor, onlarla beraber yiyor, diye mırıldanıyorlardı.
3. İsa onlara şu meseli söyliyerek dedi:
4. Sizden kim, yüz koyunu olup bunlardan birini kaybettiği zaman doksan dokuzunu kırda bırakarak kaybolanı buluncıya kadar, arkasından gitmez?
5. Ve onu bulduğu zaman, sevinerek omuzlarına alır.
6. Eve gelince, dostlarını, komşularını çağırıp onlara der: Benimle beraber sevinin, çünkü kaybolan koyunumu buldum.
7. Size diyorum: Böylece, tövbe eden bir günahkâr için, tövbeye muhtaç olmıyan doksan dokuz salih kimse için olduğundan fazla gökte sevinç olur.
8. Yahut hangi kadının on gümüş parası olur da, birini kaybederse, ışık yakıp evi süpürmez, onu buluncıya kadar, iyice araştırmaz?
9. Ve onu bulunca dost ve komşu kadınları çağırıp der: Benimle beraber sevinin çünkü kaybettiğim parayı buldum.
10. Böylece, size derim: Tövbe eden bir günahkâr için Allahın melekleri önünde sevinç olur.
11. Ve İsa dedi: Bir adamın iki oğlu vardı;
12. bunlardan küçüğü babasına dedi: Baba, malından payıma düşeni bana ver. Ve baba varını onlara pay etti.
13. Bir kaç gün sonra, küçük oğul her şeyi topladı, uzak bir memlekete gitti; ve orada sefahetle yaşıyarak malını telef etti.
14. Ve hepsini sarfettikten sonra, o memlekette büyük bir kıtlık çıktı; ve yoksulluk duymağa başladı.
15. Ve gitti, o memleket ahalisinden birine takıldı; o da kendisini tarlalarına domuz gütmeğe yolladı.
16. Ve çocuk domuzların yedikleri keçi boynuzu ile karnını doyurmak istiyor, ve kimse ona vermiyordu.
17. Kendine geldiği zaman dedi: Babamın işçilerinden ne kadarının artan ekmekleri var, ben ise burada açlıktan helâk oluyorum.
18. Kalkayım, babama gideyim, ve ona diyeyim: Baba, ben göke karşı, ve senin gözünde suç işledim;
19. artık senin oğlun denilmeğe lâyık değilim; beni işçilerinden biri gibi et.
20. Ve kalktı, babasına geldi. Fakat henüz uzakta iken, babası onu görüp acıdı, koştu, boynuna sarıldı ve öptü.
21. Ve oğlu ona dedi: Baba, ben göke karşı, ve senin gözünde suç işledim, ben artık senin oğlun denilmeğe lâyık değilim.
22. Fakat baba hizmetçilerine dedi: En iyi kaftanı çabuk getirin, ona giydirin; parmağına bir yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin;
23. ve besili danayı getirip kesin, yiyelim ve eğlenelim;
24. çünkü benim bu oğlum ölmüştü, dirildi; kaybolmuştu, bulundu. Ve onlar eğlenmeğe başladılar.
25. Ve büyük oğlu tarlada idi; eve gelirken yaklaştığı zaman, musiki ve oyun sesleri işitti.
26. Hizmetçilerden birini yanına çağırıp: Bunlar nedir? diye sordu.
27. Hizmetçi de ona dedi: Kardeşin geldi; ve baban besili danayı kesti, çünkü onu sağ salim buldu.
28. Fakat o kızdı, ve içeri girmek istemiyordu; babası dışarı çıktı, ve ona yalvardı.
29. Fakat o cevap verip babasına dedi: İşte, bunca yıldır sana hizmet ediyorum, hiç bir vakit senin emrinden çıkmadım; ve hiç bir vakit dostlarımla eğleneyim diye bana bir oğlak vermedin;
30. fakat senin malını kötü kadınlarla yiyen bu oğlun gelince onun için besili danayı kestin.
31. Ve baba ona dedi: Oğul, sen daima benimle berabersin, ve her nem varsa, senindir.
32. Fakat eğlenmek ve sevinmek gerekti, çünkü senin bu kardeşin ölmüştü, dirildi; kaybolmuştu, bulundu.

BAP 14

VE vaki oldu ki, bir Sebt günü Ferisi reislerinden birinin evine ekmek yemeğe gittiği zaman, onlar İsayı gözetliyorlardı.
2. Ve işte, istiskalı bir adam onun önünde idi.
3. Ve İsa cevap verip fakihler ve Ferisilere söyliyerek dedi: Sebt günü şifa vermek caiz midir, yahut değil midir?
4. Fakat onlar sustular. Ve onu alıp iyi etti ve salıverdi.
5. Ve İsa onlara dedi: Sizden kimin bir eşeği yahut bir öküzü kuyuya düşse, Sebt gününde onu hemen dışarı çıkarmaz?
6. Ve bunlara karşı cevap veremediler.
7. Ve çağırılanların baş yerleri nasıl seçtiklerini İsa görünce, onlara bir mesel söyliyip dedi:
8. Sen bir kimse tarafından düğüne çağırıldığın zaman, baş yere oturma; belki senden üstün sayılan bir kimse onun tarafından çağırılmıştır,
9. seni ve onu çağıran gelip sana: Bu adama yer ver, der, sen de utanarak en alt yere oturmağa başlarsın.
10. Fakat çağırıldığın zaman, git, en alt yere otur da seni çağıran gelip sana: Ey dost, yukarı çık, desin; o zaman bütün seninle beraber yemekte oturanlar karşısında sana itibar olur.
11. Çünkü her kendini yükselten alçaltılır, ve kendini alçaltan yükseltilir.
12. Ve İsa kendini çağırana da dedi: Sen bir öğle yahut bir akşam yemeği yaptığın zaman, ne dostlarını, ne kardeşlerini, ne akrabanı, ne zengin komşularını çağır; ta ki, onlar da seni çağırarak sana bir karşılık olmasın.
13. Fakat ziyafet ettiğin vakit, fakirleri, sakatları, topalları, körleri çağır;
14. ve mutlu olursun; çünkü onların sana karşılık yapacak bir şeyleri yoktur; fakat sana salihlerin kıyametinde karşılık verilir.
15. Ve yemekte onunla beraber oturanlardan biri bu şeyleri işitince, İsaya dedi: Allahın melekûtunda ekmek yiyecek olana ne mutlu!
16. Fakat İsa ona dedi: Adamın biri bir büyük akşam yemeği yaptı, çok kimseyi çağırdı,
17. ve yemek vaktinde çağırılanlara: Gelin, çünkü şimdi hazırdır, demek için hizmetçisini gönderdi.
18. Hepsi birden özür dilemeğe başlıyarak, birincisi ona dedi: Bir tarla satın aldım, çıkıp onu görmekliğim lâzım; sana rica ederim, beni mazur gör.
19. Ve bir başkası dedi: Beş çift öküz satın aldım, onları denemeğe gidiyorum; sana rica ederim, beni mazur gör.
20. Bir başkası da dedi: Ben evlendim, bundan dolayı gelemem.
21. Ve hizmetçi gelip efendisine bu şeyleri söyledi. O zaman ev sahibi kızarak, hizmetçisine dedi: Çabuk, şehrin meydanlarına, sokaklarına git, fakirleri, sakatları, körleri ve topalları buraya getir.
22. Ve hizmetçi dedi: Efendi, senin emrin yapıldı, daha yer var.
23. Ve efendi hizmetçiye dedi: Yollara ve çitlerin boyuna çık, bulduklarını içeri girmeğe zorla da evim dolsun.
24. Çünkü size diyorum ki, çağırılan adamlardan hiç biri akşam yemeğimden tatmıyacaktır.
25. Büyük kalabalıklar İsa ile beraber gidiyorlardı; ve İsa dönüp onlara dedi:
26. Eğer bir kimse bana gelir, ve kendi babasına, anasına, karısına, çocuklarına, kardeşlerine, kızkardeşlerine, evet hattâ kendi canına buğzetmezse, benim şakirdim olamaz.
27. Her kim haçını taşıyıp arkamdan gelmezse, benim şakirdim olamaz.
28. Çünkü sizden kim bir kule yapmak ister de, onu tamamlıyacak şeyi var mı diye, oturup önce masrafı hesap etmez?
29. Ta ki, temel koyup bitiremediği zaman onu görenlerin hepsi:
30. Bu adam yapmağa başladı, bitiremedi, diye onunla eğlenmeğe başlamasınlar.
31. Yahut hangi kıral başka bir kıralla cenkte karşılaşmağa gittiği zaman, yirmi bin ile üzerine gelene on bin ile karşı çıkabilir miyim diye, önce oturup öğütleşmez?
32. Yoksa öteki kıral daha çok uzakta iken, elçiler gönderir, nasıl barış olur diye sorar.
33. Bunun için sizden her kim bütün varından böylece vazgeçmezse, benim şakirdim olamaz.
34. Tuz iyidir; fakat tuz da tatsız olmuşsa, ne ile ona tat verilir?
35. O, ne toprağa ne de gübreye yarar; onu dışarı atarlar. İşitecek kulakları olan işitsin.